Hava ve Denizyolu Üzerine bir deneme

Havayolu Taşımacılığı

Hava taşımacılığı sektörün en hızlı taşıma şekli olmasının yanı sıra aynı zamanda en maliyetli şeklidir. İhtiyacın aciliyeti bu taşıma şeklinin kullanılmasında etkilidir. Maliyetin yüksek olmasına karşın hava taşıması beklentileri karşılaması ve hızlı sonuç vermesi nedeniyle yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. En temel tercih edilme sebebi hız faktörüdür. Bunun yanında birim taşıma maliyetleri, diğer taşıma türlerine nazaran oldukça yüksektir. 500 kilometreden daha uzak mesafeler için elverişlidir. Fakat havayolu nakliyesinin sağladığı hız avantajı aynı zamanda depolama maliyetlerini azaltıcı bir etken olarak düşünülebilir. Bununla beraber, küreselleşme ile birlikte global şirketler için maliyet ile birlikte zaman ve hız kavramları da önem kazanmıştır. Bu sebeple havayolu taşımacılığının, entegre taşıma içerisinde ki rolü her geçen gün artmaktadır. Son on yılın istatistiklerine göre, dünyada taşınan toplam kargonun tonaj olarak sadece % 2’si havayolu taşımacılığı ile gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan, havayolu ile taşımaların dolar olarak değeri toplam kargonun dolar olarak değeri içinde %33‟lük paya ulaşmıştır. Bu veri, havayolu taşımacılığındaki yüksek maliyete rağmen buna katlanıldığını göstermektedir

Türkiye‟de ise havayolu taşımacılığı uzun yıllar neredeyse devlet tekeli altında yapıldıysa da 2003 yılında yapılan düzenlemeler ile bölgesel taşımacılığı önü açılmıştır. Bu düzenlemeden sonra, bölgesel yolcu taşımacılığında büyük artışlar kaydedilmiştir. Ayrıca yeni firmaların sektöre girişi hızlanmıştır. Sektöre giren şirket sayısı arttıkça da bu firmaların eğilimi yerel olarak belirli bölgelerde uzmanlaşmaya doğru gidecektir.

Demiryolu Taşımacılığı

Demiryolu taşımacılığı düşük değerli, ağır ve hacimli yükler için yüksek maliyetlere katlanılmadan yapılabilecek bir taşıma türüdür. Yüksek ilk yatırım ve bakım maliyetleri yüzünden genellikle devlet tarafından işletilmektedir. Özellikle uzun mesafeli kara taşımacılığında çok büyük maliyet avantajları sağlamaktadır. Gelişmiş ülkelerde demiryolu taşımacılığının ayrı bir önemi vardır ve projeler karayolunun tamamlayıcı özelliği göz önüne alınarak hazırlanır. Entegre taşımacılık açısından baktığımız zaman en önemli araçlardan birisidir

Ülkemizde, demiryolu taşımacılığı devletin elindedir. Demiryolu taşımacılığı diğer ulaşım yollarına göre hem daha güvenli hem de daha ucuzdur. Demiryolları 1950–2000 yılları arasında ihmal edilmiştir. 1950–1990 yılları arasında yatırımların %75‟i karayoluna ve %25‟i demiryollarına ayrılmıştır. Son 20 yılda demiryolunun 444 katı karayolu yapılmıştır. 148 yıllık demir yolları günümüzde ancak 10.940 km.ye ulaşabilmiştir. Yolcu taşıma pastasında TCDD‟nin %2 tercih edilmesi hem demiryolunun ihmali hem de trenlerin ortalama hızlarının 55 km/s gibi düşük olması ile de ilgilidir.

Türkiye Cumhuriyeti ilk kurulduğu yıllardan 1950’li yıllara kadar bilinçli bir şekilde demiryolu yatırımlarına ağırlık vermiştir. Tüm sanayi tesislerine demiryolu bağlantısı götürülmüş ve hatlar bu sanayi tesislerine gerekli hammaddeyi toplayıp getirecek şekilde inşa edilmiştir. Fakat, 1950‟li yıllardan sonra karayoluna, doğru bir tercih olmasına rağmen, bilinçsiz olarak hızlı yatırımlar yapılmıştır. Günümüzde karayolları yük taşımacılığı % 93 pay alırken, demiryolları ancak % 4 dolaylarında pay alabilmektedir. Oysa bu oran AB ülkelerinde % 8 dolaylarındadır. Ancak, AB ülkeleri bu paydan memnun değildir. Ülkemiz son yıllarda demiryolunu teşvik edici düzenlemeler yapmasına rağmen, bu taşıma türünün gelişmesi için altyapı yatırımı gerektiği için pek başarılı sonuçlar alınamamaktadır. Fakat hem taşıyıcıların hem de üreticilerin bilinçlenmesi sonucunda ülkemizin demiryolu taşımacılığına bakışı ve katkısı hızla değişmektedir.