TÜRKİYE’DE LOJİSTİK SEKTÖRÜ

Dünya ticaretinde yaşanan gelişmeler ve 1980 sonrası Türkiye’nin ihracata dayalı büyüme stratejilerini benimsemesi sonucu artan dış ticaret hacmi, Türk lojistik sektörünün önemli adımlar atmasını sağlamıştır. Sağladığı gelişme sonrası kurumsal yapı ve alt yapıdaki eksikliklere karşın Türkiye lojistik sektörü, bulunduğu coğrafyadaki mevcut ve potansiyel pazarlara hizmet verebilecek düzeylere erişmiştir. Rekabette lojistik hizmetlerin artan önemi ise lojistik sektörünü girişimciler açısından cazip bir yatırım alanı durumuna getirmiştir. Ulusal ve yerel birçok firma lojistik hizmeti verme yolunda önemli adımlar atmıştır. Tüm bunların yanında uluslararası ve küresel firmalar Türkiye pazarına yönelmiş, satın alma, birleşme ya da doğrudan sermaye yatırımları ile sektörde rol almaya başlamıştır.

Ekonomik değişimin tedarik zinciri yönetiminde öne çıkardığı pozisyon, örneğin enflasyonun düşmesi, stokçuluktan para kazanmanın ortadan kalkması lojistiğin Türkiye’de öne çıkmasında bir başka sebep olmaktadır. Önceden her ay rutin artan fiyat listeleri açıklanır, toptancılar malları depolarına çeker o ay satmaz bir sonraki ay fiyatın artmasını bekler, bir süre sonra bir kısmını satıp borcunu öder, geri kalanı 2-3 zamla birlikte yokluk zamanında fahiş fiyatlarda satar, yani fırsat karı beklerdi. Ekonomideki değişiklikler sonucu enflasyon tek haneli rakamlara inince anlık ihtiyaçlar doğmaya başladı. Artık hiçbir toptancı 5 kamyon yağını alıp deposuna koymak yerine, sadece 1 haftalık yağ stokunu karşılamayı ister hale geldi. Buda parti siparişlerini doğurdu. Artık firmalar tüketim durumlarına göre malı üretip lojistik depolara konumlandırıyorlar. Bu aşamada sipariş yönetimi işliyor, toptancılık ortadan kalkıp doğrudan alımlar başlıyor. İş karmaşıklığa gidince firmalar asli görevleri olan üretimi bırakıp mal sevkıyatı ile uğraşan dev departmanlar kurmaya başladılar. Firmalar bu durum ile baş edemeyince işi bilirine yani lojistik firmalara devretmeye başladılar. Lojistik sektörünün gelişmesi dış ticarette Türk işletmelerinin rekabet gücünü olumlu yönde etkilerken, istihdam sorununun çözümüne de önemli katkıda bulunmuştur.