Yolların tarihsel gelişimi

Đnsanoğlunun var olduğu tarihin ilk zamanlarından günümüze kadar insanların farklı
nedenlerle herhangi bir yerden baska herhangi bir yere gitme ihtiyacı ulasım
zorunluluğunu doğurmustur.Bu zorunluluk neticesinde tarih , “Ulastırma” konusunda
sürekli yeni gelismelere tanıklık etmistir.

Đlk basarılı yollar Đ.Ö. 400 – Đ.S. 400 yılları arasında ordularının ilerlemesi için
Romalılar tarafından yapılmıstır. Düzgün ve çok dayanıklı olan bu yollar; kuzeyde
Büyük Britanya’dan güneyde Kuzey Afrika’ya ve batıda Đber yarımadası’nın
kıyılarından doğuda Basra Körfezine kadar uzanmaktaydı.Bu yolların en ünlüsü olan
Đtalya’daki Appia Yolu çizgilerle seritlere ayrılmıs, iki yönlü bir karayoludur.Güney
Anadolu Tarsus’ta Roma döneminin yolları da araba ulasımı için dönemin en
gelismis yol kosullarına sahipti.

Roma Đmparatorluğu’nun yıkılması ile yol yapımı gerilemistir.Buna karsın 12.
yüzyılda kentler içindeki tas döseli yollar dikkat çekmektedir.
18. yüzyıla gelindiğinde Avrupa’da yolcu ve yük arabalarıyla düzenli olarak insan ve
esya tasımacılığı baslamıstır.Yolların bozuk ve bakımsız olması yolculukları
engellemis, bu da 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın baslarında asfalt yol yapım
yolları gelistirilmistir.

19. yüzyılda ağır esyaların karayolu ile tasınmasının zorlasması, su kanalları ve
demiryollarının gerekliliğini ortaya koymustur.

Bu dönemde demiryollarının gelisimiyle kara yollarının gelisimi gerilemis,
kentlerdeki sokaklar ve demiryollarıyla bağlantılı yollara önem verilmistir.
Fakat 1888’de Đngiliz John Boyd Dunlop’ın yolları kısa sürede bozan sert lastik
tekerlek yerine, sisirilmis lastik tekerleği bulusuyla bisiklet kullanımı yaygınlasmaya
baslaması motorlu araçların yolunu açmıstır.

20.yüzyılda motorlu tasıtların yaygınlasması, asfalt yol yapımında hızlı gelismelere
neden olmustur ve otomobiller özgürlüğün ve hareketliliğin sembolü haline
gelmislerdir.